a
admin

admin

24 Şubat 2024 Cumartesi

DİĞER YAZARLARIMIZ

Öğrencilerin Öfkesini Örgütleyeceğiz

Öğrencilerin Öfkesini Örgütleyeceğiz
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgürlükçü Gençlik Merkez Koordinasyonu tarafından yapılan açıklama şu şekilde; Bunun karşısında duran tüm güçlere yönelik çok boyutlu saldırılar ise her gün artıyor. Yakın zamanda, Beyazıt’ta ve Ankara’da olduğu gibi Adana ve İzmir’de de faşist çetelerin düğmesine basılmış; İzmir Demokrasi Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi’nde arkadaşlarımız hedef gösterilmiş, saldırıya uğramıştır. İzmir’de “terör örgütü propagandası yapma” gerekçesi ile sabah operasyonuyla evlerimiz basılmış, arkadaşlarımız gözaltına alınmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “bu eylemleri alışkanlık haline getirdikleri” gerekçesiyle arkadaşlarımıza uzaklaştırma cezası verilmiştir. Ankara’da çalışmalarımıza katılan kişiler, emniyet tarafından aranmış, asılsız söylemlerle çalışmalarımız kriminalize edilmeye çalışılmış, arkadaşlarımıza gözdağı verilmek istenmiştir. Birçok ilde sosyal medya paylaşımlarımız gerekçe gösterilerek arkadaşlarımıza davalar açılmıştır. İktidar ve ortakları gençliğin örgütlü gücünden korkmaktadır. Bu ve benzer saldırıların bize ve diğer gençlik örgütlerine yönelmesiyle gençlik hareketinin bütünü sindirilmeye çalışılmaktadır. Özgürlükçü Gençlik bu saldırılara bulunduğu her yerde cevap verecek, yaşamlarımıza ve geleceğimize savaş açanların karşısında durmaya devam edecektir. Çağrımız tüm arkadaşlarımıza: Hiçbir arkadaşımız bizimle yürümekten en ufak bir tereddüt duymamalıdır. Bu saldırıların hiçbiri tabutlara dönen asansörlerden, kefen olan yorganlardan, her gün zehirlendiğimiz yemekhanelerden, kalmak zorunda bırakıldığımız yurtlardan, kölece çalışma koşullarından, bizi mahkûm etmek istedikleri bu yaşamdan daha korkunç değildir. Birileri bu ülkeyi bir cehenneme dönüştürmekte kararlıysa biz de bunun karşısında durmakta en az onlar kadar kararlıyız. Baskılar bizleri bu ölüm düzenine alıştırmaya yetmeyecektir. Örgütümüz, tüm üye ve birimleriyle işçilerin, gençlerin, kadınların, LGBTİ+ların, çocukların özgürlük arayışını büyütmeye, doğayı ve yaşamı savunmaya bir adım geri atmadan devam edecek. Şubat ayında Lenin Eğitimi Kampı’mızın ilk oturumunu tamamlayıp Üniversiteler Meclisi’mizi topladık. Toplantımızda dünyadaki, bölgemizdeki ve üniversitelerdeki gelişmeler hakkında yaptığımız değerlendirmeler kısaca şöyledir: Dünya çoklu krizlerle sarsılırken ekolojik çöküş siyasi süreçleri giderek daha fazla etkilemektedir. Hegemonya kriziyle katmerlenen bu süreç başta enerji kaynakları olmak üzere doğal varlıklar üzerindeki emperyalist rekabeti tetiklemektedir. Ukrayna, Filistin ve Tayvan’da ABD-AB emperyalist bloğunun yürüttüğü savaşlarla yeni bir dünya savaşına giden süreç hızlanmaktadır. Küresel çaptaki ekonomik krizin neoliberal ekonomi anlayışında değişime yol açtığı, küreselleşme karşıtı, korumacı stratejiler benimsendiği görülmektedir. Türkiye’ye benzer bir biçimde faizlerin yükseltilmesi, iç talebin ve ücretlerin baskılanması küresel çapta yaşanan bir durumdur. Bu durumun yarattığı yoksullaşma ve kitlelerde biriken öfke, işçi sınıfı eksenli bir siyasal özne ile buluşmadığından faşizan liderlerin ve rejimlerin yükselişine yol açmaktadır. Bu olgular faşizmin esnek/neo karakterde açığa çıkmasına sebep olmaktadır. Zeigarnik Etkisi: Bir Yarım Kalmışlık Sendromu Türkiye’nin Ukrayna-Orta Doğu hattındaki jeopolitik konumu ve kutuplaşmış politik atmosferi, ülkeyi potansiyel savaş coğrafyalarından biri haline getirmektedir. Seçimlerin ardından birikim modeli krizini aşmaya yönelik belirlenen ekonomi politikası işgücünün güvencesizleştirilmesi ve ucuzlaştırılması sürecini ivmelendirmiştir. Daha fazla yaşam alanının maden sahası olarak ruhsatlandırılması Anadolu’nun her yerinde yeni emek coğrafyalarının oluşmasının ve doğal varlık yağmasının önünü açmıştır. Rezerv Alan Yasası ile yerleşim yerlerinin imara açılması da büyük bir mülksüzleştirme ve proleterleşme dalgasını beraberinde getirecektir. Bu, üniversiteli gençliği ve MESEM örneğinde görüldüğü gibi çocukları da içine alan bir dalgadır. Tüm bu değerlendirmelerin ardından meclisimiz bahar dönemini karşılamayı önüne koymuştur. Üniversiteler Meclisi’miz, Özgürlükçü Gençlik 4. Konferansı’nı 2024 Mayıs ayında gerçekleştirme kararı almıştır. Konferansa giden süreci örgütlerken; 8 Mart’ta kadınların, Newroz’da doğanın ve ezilen halkların, 1 Mayıs’ta işçi sınıfının özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak sokaklarda olacağız. Özgür, demokratik üniversite mücadelemizi işçi sınıfının mücadelesiyle büyütmeye devam edeceğiz. Yoksulluk giderek derinleşirken yurtlarda, yemekhanelerde, kampüslerde, çalıştığımız işyerlerinde bize dayatılan yaşam koşullarına karşı taleplerimiz etrafında birleşeceğiz. Geçinemeyen öğrencilerin öfkesini örgütleyeceğiz. Taciz ve şiddete karşı CİTÖK kurma çalışmalarını ve özsavunma atölyelerini yoğunlaştıracak, kolektif çalışmalarla kadınların güçleneceği alanlar yaratacağız. Kampüsleri, sokakları kadın dayanışmasıyla özgürleştireceğiz. Bilimin ekolojik bir toplum yararına üretilmesi için mücadele edecek, yaşam alanlarımızı savunacak ve ekokırım suçlarının karşısında olmaya devam edeceğiz. Üniversitelerde antikapitalist bir ekoloji hareketini yeşertip büyüteceğiz. LGBTİ+ karşıtı politikalarla, LGBTİ+ları toplumdan soyutlama çabaları karşısında yan yana geldiğimiz alanları artıracak; eşitlik mücadelemizi kampüslerden mahallelere tüm renklerimizle görünür kılacağız. Kültür-Sanat çalışmalarımızla gençliğin mahkûm edilmek istendiği yalnızlığı, karamsarlığı yırtacağız. Kendi konserlerimizi, sergilerimizi, oyunlarımızı, festivallerimizi örgütleyip neşeyi, dayanışmayı ve umudu büyüteceğiz. Çocukların erkek egemen kapitalist sistem içindeki güçsüz ve nesne konumundan sıyrılması için senelerdir emekçi semtlerde yaptığımız çocuk çalışmalarını üniversite topluluklarıyla daha da güçlendireceğiz. Bulunduğumuz her şehirde ve alanda deprem bölgesiyle dayanışma çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm arkadaşlarımızı mahkûm edilmeye çalışıldığımız bu yaşama karşı bir araya gelmeye, baharı birlikte karşılamaya çağırıyoruz.

https://www.habereguven.com/ozgurlukcu-genclik-merkez-koordinasyon-ogrencilerin-ofkesini-orgutleyecegiz

Devamını Oku

Mimoza Hatıra Ormanında Ağaçlar Çiçek Açtı !

Mimoza Hatıra Ormanında Ağaçlar Çiçek Açtı !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Meclis, geçtiğimiz yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Mimoza Hatıra Ormanı’nın açılışını yaparak mimoza fidanlarını toprakla buluşturdu. 1 yıl önce toprakla buluşturulan fidanlar çiçek açtı.

Trabzon Ortahisar Belediyesi ve Ortahisar Kent Konseyi Kadın Meclisi, 2023 yılında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ‘Mimoza Hatıra Ormanı’ projesini hayata geçirdi. Mimoza fidanları, Kanuni Mahallesi Zehra Çebi Kız Öğrenci Yurdu yanındaki park alanında oluşturulan hatıra ormanında toprakla buluşturuldu. Mimoza Hatıra Ormanı projesi kapsamında belirlenen alana 95 adet mimoza, 370 adet mazı, 4 adet süs eriği ve 2 adet erguvan fidanı dikildi.

CUMHURİYETİN 100. YILINDA OLUŞTURULDU

Kadın Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Eyüboğlu tarafından fitili ateşlenen Mimoza Hatıra Ormanı projesi, Cumhuriyet sonrası Trabzon’da iz bırakan rol model kadınlar ve şiddet faillerinin hayattan kopardığı kadınlar anısına Cumhuriyetin 100. Yılında Kent Kadın Hafızası oluşturmak amacıyla hayata geçirilmişti. Hatıra ormanının oluşturulmasının yıldönümü yaklaşırken, dikilen mimoza fidanlarının çiçek açtığı görüldü. Mimoza Hatıra Ormanının 2. aşamasının 8 Mart 2024 tarihinde Ortahisar Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün Trabzon’da iz Bırakan Kadınlar Arşivi, KTÜ KAM Kadın Araştırmaları Arşivi, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nün resmi kayıtlarına geçmiş kadın cinayetleri ve Trabzon Barosunun kadın cinayeti kayıtları incelenerek Mimoza Hatıra Ormanı Anı Tabelasına dönüştürülmesi olacağı belirtildi.

İZ BIRAKAN KADINLARIN İSİMLERİ ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLECEK

Konuyla ilgili konuşan Ortahisar Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Canan Nehbit, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığından Trabzon’da öldürülen kadınların isimlerini talep ettiklerini ve isimler geldiğinde bu kadınların adlarını mimoza ağaçlarında yaşatacaklarını söyledi. Ortahisar Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri ile hatıra ormanını ziyaret ettiklerini kaydeden Başkan Canan Nehbit, “Ortahisar Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak Trabzon İl Kadın Hafızası oluşturmak, Cumhuriyet sonrası Trabzon’da yaşayıp iz bırakmış rol model kadınlar ve Trabzon’da yaşarken hayattan koparılıp kadın cinayetine kurban gitmiş kadınların hatıralarını yaşatmak için Anıt tabela isim listeleri oluşturmaya çalışırken fidanların durumunu merak edip görmeye gittik. Mimozalar büyümüş çiçek bile açmışlar çok sevindik. Şimdi sıra Mimoza Hatıra Ormanımıza 8 Mart 2024 tarihinde yerleştireceğimiz anıt tabelada. Şu anda Ortahisar Kent Konseyi Başkanlığımızca Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığından talep ettiğimiz Cumhuriyet sonrası Trabzon’da Kadın Cinayeti kayıtlarına geçmiş kadınların isimleri ve ölüm yılları bilgisini içeren listeyi bekliyoruz. Anıt tabelayı 8 Marta yetiştirmeyi umuyoruz. Mimoza hatıra ormanımızın mimozaları büyümüş, çiçek bile açmış. Emek ektik 8 Mart 2023’de, Mimoza biçtik 2024’te. Trabzon’un aydınlık ve karanlık yüzündeki kadınların hatıralarını da anıt tabela ile ölümsüzleştirerek İl Kadın hafızasına bir iz de biz bırakmış olmaktan mutlu olacağız.” açıklamasında bulundu.

https://www.gunebakis.com.tr/haber/19302302/trabzonda-iz-birakan-kadinlar-icin-olusturulan-mimoza-hatira-ormaninda-agaclar-cicek-acti

Devamını Oku

“Kutsal ile bir yalan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz”

“Kutsal ile bir yalan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin Kadın Platformu: “Kutsal ile bir yalan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz” 17 Şubat 2024 19:33 Mersin Kadın Platformu, “Kutsal ile bir yalan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz” diyerek 8 Mart için yapılacak eyleme çağrı yaptı. Fotoğraf: Yüsra Batıhan Mersin Kadın Platformu, bugün (17 Şubat) saat 17.00’de Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda bir araya gelerek “Kutsal ile bir yalan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz” dedi. Eylemde 8 Mart’a çağrı yapan kadınlar bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada şunlar söylendi: Koruyucu, önleyici politikaları uygulamak yerine kazanılmış haklarımıza saldırarak bizleri şiddet dolu ailelere hapsetmeye çalışanlara, 6284’e, medeni kanuna saldıranlara, nafaka hakkımıza göz dikenlere karşı sokaktayız. 8 Mart’a giderken “hayatlarımız ailenize sığmaz” demek için sokaktayız. Kazanılmış haklarımız tartışmaya açıldıkça hayatlarımızdaki erkek şiddeti de çığ gibi büyüyor. Erkekler tarafından her gün kadınlar katlediliyor. Kadınlar en çok koca, eski koca, sevgili, eski sevgili, abi, baba, hatta oğulları tarafından öldürülüyor. Kutsal ailenizi değil hayatlarımızı istiyoruz. Ölmek değil yaşamak istiyoruz! Medeni Yasanın yeniden tartışmaya açılması, kadınların yıllarca mücadeleleri sonucu kazandıkları haklarına, özgürlüklerine bir saldırıdır. Medeni yasa eşitlikçi aile yapısının, eşit yurttaşlığın laik yaşam tarzının, toplumsal barışın güvencesidir. Medeni Yasada yapılacak değişiklikler ile başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin anayasal güvencesi ortadan kalkacaktır. Kadınların lehine düzenlemeler yapıyoruz diyerek anayasal haklarımızı yok etmeye çalışan iktidara izin vermeyeceğiz! Aklınızdan bile geçirmeyin. Kadınların, çocukların, LGBTİ+’ların haklarını ve özgürlüklerini ihlal eden, Anayasaya aykırı bir şekilde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadınların en temel haklarını yok sayanların Kadınların, çocukların, LGBTİ+’ların lehine bir anayasa değişikliği yapmayacağı ortadadır. Uyuşturucu tacirleri, kadın katilleri, çocuk istismarcıları infaz yasası adı altında affedilirken, öğrenciler, gazeteciler seçilmiş milletvekilleri belediye başkanları, siyasetçiler yıllarca cezaevlerinde tutulurken bunu yaratan AKP iktidarının asıl niyetinin hakların ve hukuk güvencesinin ortadan kaldırılması olduğu aşikardır. Anayasa’nın 10. Maddesi ile ”herkes kanun önünde eşittir” ve ”devletin bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu” garanti altına alınmış olmasına rağmen Anayasa’da yapılması teklif edilen değişiklikler Anayasa’nın eşitlik, laiklik ve insan haklarına saygılı demokratik, sosyal, hukuk devleti olma ilkeleriyle temelden çelişmektedir. Değişiklik önerisinin bir tanesi Anayasanın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddesine yöneliktir. Değişiklik ile maddeye “evlilik birliğinin ancak kadın ile erkeğin evlenmesi ile kurulabileceği” ifadesinin eklenmesi önerilmektedir. 41’inci maddeye getirilmek istenen değişiklik gerek Anayasaya gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı ve ayrımcıdır; insan onuruna ve çoğulcu demokrasiye saldırı niteliğindedir Anayasa’nın 41’inci maddesinin değişiklik gerekçesinde ifade edilen “sapkın akım” ifadesi, LGBTİ+’ların Anayasanın Madde 10 kapsamında eşitlik ilkesine aykırı olarak, anayasal güvencelerini ortadan kaldıracaktır. Nefret söylemleri ile açıkça hedef haline geleceklerdir. Başta Medeni Kanun ve Ceza Kanunu olmak üzere mevzuatta ayrımcı ve insan haklarına temelden aykırı bazı değişikliklerin önünü açacak ve son derece tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Kravat taktığı için ceza indirimi uygulayan, cinsiyet eşitliğine karşı her fırsatta her kademeden cinsiyetçi söylemler geliştiren, İstanbul Sözleşmesinden çıkmakta hiç bir beis görmeyen 6284’ü etkin uygulamayan AKP iktidarı şimdi de gençlere evlilik fonu desteği ile kutsal aile masalı anlatıyor. Fona başvuru şartının 18-29 yaş aralığında olması da iktidarın niyetini çok iyi ortaya koyuyor. Genç yaşta evlilikleri özendirip, kadınları aileye kapatmak. Deprem bölgesinde 1 sene geçmesine rağmen hala barınma sorunu, gıda, temiz su gibi en temel ihtiyaçlar karşılanmamışken iktidar müjde veriyor “deprem bölgesinde evlenmek isteyen gençlerimize maddi destek” diyerek! Evet aile ve gençlik fonunu devlet ilk olarak deprem bölgelerinde uygulamaya koyuyor. Ayrıca bu fonun bir diğer trajik yanı ise gelirinin bir kısmının maden kaynaklarından gelmesidir. Maden kaynakları derken de Erzincan İliç’te gördük madenciliği. Bu iktidar, bu düzen her gün kadınları, işçileri öldürüyor, doğayı katlediyor, gelir adaletsizliği, yoksulluk ve eşitsizlik derinleştiriliyor. İktidar LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden Medeni Kanunu hedefine koyarak Anayasa değişikliği planları yapıyor. Nafaka hakkımızı tartışmaya açarak bizleri kendi kafasında yaratığı ”kutsal aile”ye hapsetmeye çalışıyor. Bizi hapsetmeye çalıştığı ailede şiddete uğruyoruz, öldürülüyoruz, emeğimiz sömürülüyor. Yoksullaşıyoruz. Dini referanslarla hayatımız kuşatılıyor, erkek şiddeti meşrulastırılıyor. Bize dayattığınız aileyi değil hayatı istiyoruz. Ülkede adalet, eşitlik, özgürlük, huzur ve barış isteyen, haklara saygılı, şiddetsiz ve demokratik bir yaşamdan yana olan herkesi Anayasa’nın eşitlik ve laiklik ilkelerine aykırı ve ayrımcı Anayasa değişikliği teklifine karşı durmaya mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz! 8 Mart’ta sokakları isyanımızla kuşatıyoruz! 

https://sendika.org/2024/02/mersin-kadin-platformu-kutsal-ile-bir-yalan-hayatlarimizdan-vazgecmiyoruz-701036

Devamını Oku

Yaşamevi Kadın Dayanışma’dan yerel seçimlere önemli çıkış

Yaşamevi Kadın Dayanışma’dan yerel seçimlere önemli çıkış
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Başkan Sema Köroğlu:”Yerel seçimler, halkın yeni bir yaşam umudu ve yerel demokrasi açısından hepimize fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı sadece hizmet açısından değil aynı zamanda demokrasi açısından da değerlendirmek zorunludur.” dedi. Kadınlar Eşitlikçi Ve Şiddetsiz Kentler İstiyor! Yaklaşan yerel seçimler, halkın yeni bir yaşam umudu ve yerel demokrasi açısından hepimize fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı sadece hizmet açısından değil aynı zamanda demokrasi açısından da değerlendirmek zorunludur. Yerel seçimlerde gündelik aday tartışmaları ve kişisel sorunları konuşmaktan ziyade uzun vadeli yapısal değişikliklere yönelmek gerekmektedir. Yapısal sorunlar çözülmeden gündelik sorunlar çözülemez. Yerelde halkın kendisiyle ilgili kararlar alacağı, kendi önceliklerini belirleyeceği, yerel yönetimlerin işleyişinde şeffaflığı, çoğulculuğu, katılımcı demokrasi ilkelerini hayata geçiren, yetkilerin halkın en yakın birimi olan yerel yönetimler tarafından kullanılmasına, merkezin yerel üzerindeki vesayetin sonlandırmasına ihtiyaç vardır. Yerel yönetimlerin gelişmediği toplumlarda demokrasiden bahsedilemez. Demokrasi yerelden başlar. Kent planlamaları erkekler tarafından yapılmakta ve kadınların istek ve ihtiyaçları göz önüne alınmamaktadır. Güvenlik, kültürel, sosyal, ulaşım, eğitim gibi alanlarda alınan kararlar, üretilen politikalar kadınların hayatını doğrudan etkilemekte, hayatlarını zorlaştırmaktadır. Kadınlar yerel meclislerde temsil edilmedikleri için bu kararlar üzerinde etkili olamamaktadırlar. Şehir nüfusunun yarısını kadınlar oluşturmasına rağmen, kadınlar yerel karar alma mekanizmalarına tam ve eşit bir biçimde dahil olamamaktadırlar. Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmesi anayasal bir hak ve demokrasinin vazgeçilmez bir unsurudur. Anayasanın 56. Maddesine göre herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Kentlerdeki kamusal alanlar her kesimden kadın için ulaşılabilir olmalıdır. Bu nedenle kentte yaşayan kadınların ihtiyaçlarının dikkate alınması ve kadınların eşit temsiliyetle karar mekanizmalarına dahil olabilmesi için kentlerimiz kadın dostu olmalıdır. Kadın dostu bir kentin var olabilmesinin temel koşulu, kadınların ve kız çocuklarının kente dair gerek alt yapısal, gerek sosyal, gerekse mekânsal ihtiyaçlarının doğru şekilde analiz edilebilmesi ve bu ihtiyaçlar değerlendirilerek kadınlara özel kentsel hizmetler tasarlanması; tüm hizmetlerin toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirilerek sunulmasıdır. Bu iki yaklaşım birbirine alternatif iki yaklaşım olmaktan öte, birlikte düşünülmesi gerekli paralel yaklaşımlardır. Kadın dostu bir kente ulaşmanın birinci adımı kentte yaşayan kadın ve kız çocuklarını tanımaktan, onların ihtiyaçlarını, sorunlarını ve olanaklarını doğru analiz etmekten geçmektedir. Kadın dostu kentlerde; kent planlamasında uygulanacak politikalar, kadınların ve erkeklerin hayatlarına ve haklarına eşit ve adil olarak saygı gösterecek şekilde oluşturulmalıdır. Katılımcı yönetimi sağlayacak mekanizmalar oluşturulurken, yerel yönetimlerin planlama ve karar süreçlerine toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla çalışmalar planlanmalıdır. Yerel yönetimler ile kadın kuruluşları arasında diyalog ve işbirliği alanları geliştirilmelidir. Kent hakkı en basit tarifiyle kentin potansiyel faydalarına bütün yaşayanların eşit erişimi, bütün yaşayanların karar alma süreçlerine katılımı ve yaşayanların temel hak ve özgürlüklerinin tamamının gerçekleştirmesi olarak tanımlanabilir. Kentsel gelişmenin ve kentlerdeki yaşamın kalitesini yükseltmeyi amaçlayan ve bunu da temel hak ve özgürlüklerin korunması çerçevesinde değerlendiren Avrupa Kentsel Şartı da; Şiddetten, her türlü kirlilikten, bozuk ve çarpık kent çevrelerinden arınma hakkını, yaşadığı kent ve çevresini demokratik koşularda denetleyebilme hakkını, insanca konut edinme, sağlık, kültür hizmetlerinden yararlanma, dolaşım özgürlüğü gibi temel kentli haklarının olduğunu kabul eder. Söz konusu hakların yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyo-ekonomik ve politik statü, ruhsal ve bedensel engel gözetmeksizin bütün insanlara eşit koşularda uygulanmasını savunur. Kadın- erkek eşitliği temel bir haktır: Bu hak; yerel ve bölgesel yönetimler tarafından, bütün sorumluluk alanlarında hayata geçirilmelidir. Kadın dostu kentlerin olması için önerilerimizi ve taleplerimizi kamuoyu ve yerel yönetim adayları ile paylaşıyoruz. -Nüfusu 100.000’i geçen belediyeler sığınak açma yükümlüğünü ve nüfusu ne olursa olsun her belediyenin kadın danışma merkezi açma zorunluğunu yerine getirilmeli, – Her belediye kendi yerelinde şiddete maruz kalan kadınların erişebilir mekanizmaları yaygınlaştırılmalı, – Kadına yönelik şiddetle mücadelede uzmanlaşmış sosyal hizmet uzmanı hizmeti sunulmalı, – Her mahallede kadınların yaşamsal problemleri yanında hukuki ve psikolojik destek sağlayacak kadın danışma ve dayanışma merkezleri açılmalıdır. Kadınların yaşadığı şiddet sonrası, hayatını yeniden kurmasını sağlayacak kadın yaşam merkezleri açılmalı, – Her belediye yerel eşitlik Eylem planı oluşturarak tüm birimlilerde eşitsizliği ve şiddet üreten uygulamalara karşı mekanizmaları hayata geçirmeli, yerel eşitlik Eylem planı ve kadın müdürlüklerine ayrı bir bütçe oluşturtulmalı, -Yerel yönetim bütçeleri belirlenirken bütçelemenin toplumsal cinsiyete duyarlı yapılmalı, -Kadınlara destek veren tüm kurum ve mekanizmalarda (sığınak-dayanışma) merkezleri 7/24 telefon hattı oluşturulmalı, – Toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığa ve şiddete karşı politik tutum belgesi yerel yönetimler tarafından hayata geçirilmeli, -Tüm mahalli idarelere toplumsal cinsiyet eğitimleri zorunlu olmalı, -Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe oluşturulmalı, – Siyasi aktörler ve medya söylemlerinde eril bir dil kullanmamalı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetilmeli, – Yerel yönetimlere bağlı hasta, çocuk, yaşlı, engelli, gündüz bakım evleri ve kreşler açılmalı, – Yerel yönetimlere bağlı her mahallede kadınları istihdam önceliklerine göre mesleki ve teknik kurslar açılmalı, – Kadın yoksulluğunu çözecek istihdam politikaları geliştirilmeli, -Kadınların işleteceği işletme ve satış alanları oluşturulmalı, -Üretici pazar alanları artırılmalı ucuz ve kaliteli gıda bankaları oluşturulmalı, – Kadınlar için tüm kamusal alanlarda emzirme alanları olmalı, – 8 Mart kadınlar için resmî tatil olmalı, -Sokak güvenliğini sağlamak için aydınlatmalar ve kaldırımlar iyileştirilmeli, uzak mesafeye hizmet vermeyen belediye otobüsü ve bu araçların güvenlik sorunları derhal çözülmeli, -Spor yatırımlarına aktarılan kaynakların adil dağıtılması; mahallelere sadece çim/halı saha yapılmaması, kız çocukları ve kadınların istek ve ihtiyaçlarına dönük yatırımlar gerçekleştirilmeli, -Çocukların güvenli bir şekilde oyun oynayabileceği yeşil alanlar artırılmalı, -Çocukların psikolojik, fiziksel biyolojik gelişmelerine katkı sunacak tüm faaliyetleri belediyeler yerine getirmeli spor, sosyal kültürel faaliyetler artırılmalı, -Kız öğrencilerin eğitime erişim hakkı için teşvik ve destek programları geliştirilmeli, – Eğitimi, sanatı, sporu, bilimi destekleyen gençlik merkezleri yaygınlaştırılmalı, – Üreme sağlığı hizmetleri ücretsiz, kolay ve ulaşılabilir olmalı, -Yerel hizmetler çok dilli verilmeli, -Kentin tarihsel ve doğal dokusunu koruyarak konut ihtiyaçları giderilmeli ve sosyal konutlar oluşturulmalı, -Tarım arazileri ve yeşil alanlarınım korunacak imar planları oluşturulmalı, -Yaşlılar, emekliler için sosyalleşecekleri alanlar olmalı, – Kent, engellilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dizayn edilmeli, -Yerel yönetimler iklim krizi ve doğal afetlere ilişkin koordinasyon birimleri oluşturulmalı, -Yerel yönetimler tüm çalışmalarını ekolojik dengeyi gözeterek planlamalıdır. Katılımcı, demokratik yerel yönetim anlayışını örgütlemek hayatımıza ve geleceğimize sahip çıkmanın olmazsa olmazlarındandır. Kadın dostu bir kentin inşa edilmesinin en önemli koşulu kadınların karar alma süreçlerinde yer almaları ve kendilerini etkileyen yerel politikalar üzerinde söz sahibi olmasıdır. Geleceğe; Eşitlikçi bir toplum, Yaşanılır bir kent ve toplumun her kesimi için “Kadın Dostu Kent” diyoruz!

https://ruhanews.com/haber/154724/yasamevi-kadin-dayanismadan-yerel-secimlere-onemli-cikis.html

Devamını Oku

Dört Öğrenci Cinsel Saldırı Suçuyla Tutuklandı

Dört Öğrenci Cinsel Saldırı Suçuyla Tutuklandı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Polis, aynı gece başka bir kız öğrenciye yönelik ikinci saldırıyı da araştırdıklarını söyledi. Emniyet tarafından yapılan açıklamada çocukların kefaletle serbest bırakıldığı iki mağdurun ise “koruma altında” olduğu bildirildi.

Dedektif Başkomiser’in Açıklaması

Dedektif Başkomiser Phil Key şunları söyledi: “Cinsel suçlarla ilgili tüm soruşturmalarda olduğu gibi, mağdurlar önceliğimiz olmaya devam ediyor ve soruşturma ilerlemeye devam ederken onları ve ailelerini desteklemek için özel uzmanlarımız var. Bu tür bir olayın toplumda endişe yaratacağının farkındayız. Bu nedenle, kilit ortak kurumlarla birlikte çalışarak ve Uzman Operasyonlar şubemizden yerel ulaşım merkezleri ve ağlarında devriye gezen ek kaynakların yanı sıra, güvence sağlamak için bölgede görünürlüğümüzü arttırmaya devam ediyoruz.”

Şüpheliler Kefaletle Serbest Bırakıldı

Hafta sonu tutuklanan dört şüpheli sıkı koşullarla kefaletle serbest bırakıldı. Soruşturmanın kovuşturmaya doğru ilerlemesini sağlamak için çalışmalar devam ediyor. Mağdurları ve toplumumuzu, adaletin sağlanmasının önceliğimiz olduğu konusunda temin edebilirim. Bu davada adaletin tecelli etme ihtimalini etkilememek için, kamuoyundan sosyal medyada mağdurların ve şüphelilerin isimleri hakkında spekülasyon yapmaktan kaçınmalarını istemeye devam edeceğim. Yasalar gereği hepsinin isimlerinin gizli kalması gerekmektedir.”

https://ogretmencafe.com/dort-ogrenci-12-14-yas-araligindaki-kiza-cinsel-saldiri-sucuyla-tutuklandi/

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için inceleyebilirsiniz.